25 Ekim 2008 - 12:27Blogcuların karizmasına Jilet attılar

Herkesin bildiği firması seçtiği 150 blogcuya bilmem ne ürünü göndermiş ve bu ürünle ilgili düşüncelerini bloglarına yazmalarını istemiş.

, gibi ezelden blogcuların böyle tuzağa düşeceğini düşünmezdim ama sanırım severek rekabet ettiğm arkadaşlarım bir kutu jilete satıldılar. Blogculuk ruhunun asi, eleştirel, gözlemsel ruhunu baltalayan bu hareket bana kalırsa Türk blog tarihinin en utanılası dönüm noktalarından biri oldu.

Kimi videoya çekti, kimi ’ye yağ çekti ve amatör ruhla yazı yazan blogcuların kalemleri satın alındı.

Bu utancı nasıl düzeltecekler bilemiyorum…

2 Yorum | Kategori: Yazılar

Etiketler: , , , , ,

14 Ekim 2008 - 1:58CeBIT 2008 Fuarı İzlenimleri

Taksim’den kalkan servisle başlayan ve çook uzun süren bir yolculuğun ardından Beylikdüzü Tüyap’taydım. Açıkçası fazla şey görmeyi ummuyordum, yine de teknoloji namına neler olup bittiğinin belirtilerini görebileceğimi düşünüyordum. Gitmeden önce katılımcı firmların listesine baktığımda bazı fikirler elde etmiştim. Intel-AMD’nin olmaması, çoğu bankanın katılmaması, gereksiz saçma sapan firmaların katılması fuardan beklentimi azaltıyordu. Beklenen gerçekleşti.

Yorum yok | Kategori: Yazılar

Etiketler: , , , , , , , , ,

17 Eylül 2008 - 1:36Görünmez olma ile ilgili mantıklı bir fikir

Cern’deki deneyin ardından içimiz bilime biraz ısındı. Ben de bu durumdan cesaret alarak bir derste aklıma gelen garip ama mantıklı gibi görünen fikri paylaşmak istedim.

Maddenin temeli olan atomdan yola çıkarsak her maddenin titreştiğini kabul ederiz. Bu titreşimler çeşitli frekanslarda olabilir. Mesela televizyon dalgalarını, wireless interneti, radyo dalgalarını görmeyiz. Bunun nedeni insan gözünün görebileceği düzeydeki frakans aralığının dışında olmaları. Eğer insanın görüntüsünün ya da kendisinin frekansını gözün algılayamayacağı boyutlara getirirsek, insanın görünmez olma ihtimali olabilir. Başka bir açıdan nasıl çok küçük şiddetteki sesleri duyamıyorsak, aynı şekilde küçük şiddetli görüntüleri algılayamayabiliriz.

Zaten üzerinde çalışma yapılıp yapılmadığını, saçma olup olmadığını bilmiyorum. Bu sadece bilim-kurgu bir fikir. Belki ileride gerçek olur.

Yorum yok | Kategori: Yazılar

Etiketler: ,

29 Nisan 2008 - 21:55Tek Tabanca

Kimi gecelerin çıkıp geliverişinde kalbi yerinden oynatan bir tekinsizlik vardır. Yakalarını bin bir zahmet bir araya getirdiğin düzenine, parmağının ucunda durup kollarını oynatarak güç bela tutturduğun dengene meydan okuyan, yetinmeye karar verdiğin bir huzurlu hayatı tehdit eden tekinsiz bir gecedir bu. Başka bir yere değil, bir serüvene hiç değil; bu gece seni kendine çağırır. Bu gece, kalbinin Kasablanka’sında bitecektir!
Seni, kendine, ta kendine çağıran şeylerde, hayatını yalanlayan, büyük bir yalanı ortaya çıkaracağı için seni müthiş korkutan bir şeyler vardır, tekinsiz şeyler… Çok sarhoşken, yalnızken aynaya bakıp yaşlandığını düşünmek gibi ürkütücü.
***
Tekinsiz bir geceye icabet edersen eğer, senden geriye bir tek sen kalacaktır. Yanında yörende para gibi hesaplayarak biriktirdiğin ve “hayatım” diye adlandırdığın ne varsa bir nefeste süpürülecektir.
Oysa sen zaten biliyordun:
“Ben” dediğin, “benim hayatım” dediğin bütün o şeylerin kollarına, bacaklarına, ensene ince ipliklerle teyellendiğini, en zayıf yerlere çift dikiş atıldığını… Böyle gecelerde koşup eve kaçman gerektiğini… Yine de bir tekinsiz gecenin geleceğini, seni bıçaklı ve darbukalı bir kavgaya davet eder gibi kendine çağıracağını… Sen biliyordun zaten gideceğini, o tekinsiz gecelerden birinde güç bela tutturduğun bu dengeden, kanaat ettiğin bu düzeninden geçeceğini… Bir gece yine, yeniden, kalacağını… Sen biliyordun, bu işin bir yerde patlayacağını.
***
Böyle tekinsiz gecelere dayanıklı bir hayat mümkün müdür? Dengeler bozulmasın diye içinde uyuşturup uyuttuğun tutkuya çağıran gecelere hazırlıklı bir hayat… Mümkün müdür? Hep yalnız olmak, yalnız kalmak gerekir herhalde. Tekinsiz gecelerde, karnının ta içinde istiyorsan bir şeyi, birini ensesinden tutup, çekmeyi, öpmeyi… Herhalde, böyle gecelerde birini öpebilmek için sırtında başkalarını taşımıyor olmak gerekirdi.
Fakat o kadar yalnızlığa katlanamaz insan.
Bu yüzden kurulur düzenler. Her biri bozulur sonra. Çünkü tekinsiz geceler…
Doğru hayat mümkün değildir.
Çünkü belalı bir gecenin bastırması her an mümkündür.
***
Bilge bir adam söylemişti:
“Her şey şahanedir. Karın vardır, çocukların vardır. Öyle mutlu, huzurlu, başarılı yaşıyorsundur. Sonra… Sonra kapıdan Vivien Leigh’a benzeyen bir kadın geçer!”
Vivien’a benzeyen kadınlar hep geçerler. Anthony Quinn’e benzeyen adamlar, hiç kimseye değil sadece kendine benzeyenler, “Benzemez kimse sana”lar, “Hayran olayım tavrına”lar… Kapıdan aniden geçerler…
İnsanı bütün bu kapılara, kapılardan aniden geçiverenlere kör edecek bir hayat mümkün müdür? Dünyanın en iyi, en ahlaklı insanı olsan bir hayat kaç tekinsiz geceden yırtar?
***
Boş kadehleri çiğner gibi ağzında, yanağının içini keser gibi sözler, Müzeyyen Hanım, şarkılar söyler. Kıpırdamazsın yerinden, ama göğsünde bir eşkıyanın kör bıçağı bileğinden geçer. “En son sana vuruldum” der Müzeyyen Hanım, çünkü “Dalgalandım da duruldum.”
Kimileri, bir gece, tek başına içip, tek başına ölmek için severler. Onlar, bir gece bir düzen bozulup da birinin canı yanmasın diye gezerler…

(18.12.2002)

Yorum yok | Kategori: Yazılar

Etiketler: ,

23 Nisan 2008 - 16:45NTV’nin reklamı abarttığını fark ettiniz mi?

günü saat 17:00 ile 18:00 arasında toplam 35 dakika yayınlayarak benim şahit olduğum en abartılı vakasına sahne oldu. Normalde 17:00 başlaması gereken haber 25 dakika gecikmeyle başladı. 5 dakika sürdü ve reklamlar devam etti. 2 kere hava durumu 1 kere yol durumu verildi. Tabi bu kısa haberlerin öncesinde de sponsor reklamları vardı. Meğer en popüler haber kanalımız ve ""(o neyse) kanalı olmuş da haberimiz yok. Banka, otomobil, pencere reklamları başta olmak üzere üst üste onlarca izledik.

Kimseyi kandırmaya hakkınız yok. ABARTMAYIN!!!

Yorum yok | Kategori: Yazılar

Etiketler: , , ,

21 Nisan 2008 - 16:50İstikbal Marşı

Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak!
Dönmeyip Amerika’da, arlanmaksızın yaşayacak!.
O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak,
Hortumladıkları benimdir, milletimindir ancak!

Çalma, kurban olayım hepsini ey hırslı çakal!
Gariban halkıma da bir pul bırakacak kadar al!
Olmaz sana götürdüğün paralar sonra helal,
Hakkını vermezsen burdaki ortaklarının behemehal!

Ben ezelden beri aç yaşadım,aç yaşarım!
Hangi hükümet beni kurtaracakmış,şaşarım!
Kurumuş musluk gibiyim, ne akar ne taşarım!
Yırtsam da bir tarafımı, hiç görülmez başarım!

Mali krizler, yoluna örmüşse çelikten bir duvar,
Benim .ceğiz, .cağız diyen bir hükümetim var!
Bağırsın korkma, nasıl işimize burnunu sokar?
‘Avrupa Birliği’ denen tekdişi kalmış canavar!

Arkadaş, Meclis’e namusuyla çalışanları uğratma sakın!
İşe aldıracakların, olsun hep sana yakın!
Gelecektir, cezanı vereceği günler Hakkın,
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın!

Yaktığın yerleri ‘orman’ diyerek geçme, tanı!
Çalışanı işten at, doldur kadroya yatanı!
Gözleri açık yatır seni kurtaran atanı,
Satılmadik o kaldı, durma satıver şu vatanı!

Sermaye mutlu olsun, olsa da çevre feda!
Semizlettin Apo’yu, mezarında dönsün Şüheda!
Uydurma kanunlarla Meclis’ten getirin seda!
On bin Yıllık tarihe, yurdum ederken veda!

Cümlenizin bu yurdu yok etmek mi emeli?
Yediginiz herzelere başka ne demeli!
Oyuverin altını iyice sallansın temeli,
Yurdumun ki, sonunda vatandaş kükremeli!

O zaman durur belki gözümden akan yaşım,
O zaman doğrulur belim, yukarı kalkar başım,
O zaman boşa gitmez yıllarsüren uğraşım!
HESABINI VERİP TE GİTTİĞİNİZ GÜN KARDAŞIM,

Dalgalanın dolar gibi sizde şimdi ey suçlular!
Olsun artık soyguncuya vurulacak bir yular,
Ebediyen, öyle yok hesapsız bir iktidar!
Hakkıdır ‘garip yaşamış vatandaş’ın da gülmek,
Hakkıdır ezilmiş milletimin, aydınlık bir İstikbal!

Cem YILMAZ

Yorum yok | Kategori: Yazılar

Etiketler: ,

18 Nisan 2008 - 16:24Yeni tema, yeni şans…

Blogun temasını değistirdim. İngilizce-Türkçe sorunları, Türkçe karşılığı olabilecek yabancı terimler olabilir, zamanla yenilenecek…

1 Yorum | Kategori: Yazılar

Etiketler: ,

18 Nisan 2008 - 16:21Rapidshare’in yeni güvenlik uygulaması

.com sitesine bugünden itibaren ücretsiz kullanıcı olarak dosya indirmek için giren kişiler yeni yöntemi görünce şaşkına döndü. Çünkü bizim bilmediğimiz açıklarına karşı önlemler alıyormuş. Önceden kedili olarak çıkan dört karakteri okumaya zorlanan kişiler ki bu methoda captcha deniliyor, bundan sonra dört, beş ya da yedi karakter oluşan güvenlik kodu ingilizce olarak yazılacak.

Yorum yok | Kategori: Yazılar

Etiketler: , , , , ,

İlginizi Çekebilecek Yazılar :